Son Dakika

Türkiye’nin Yeni Seçmen Kitlesi: Z Kuşağı

Temmuz , 2020 | tarafından Emrah ÖZĞAN
Türkiye’nin Yeni Seçmen Kitlesi: Z Kuşağı
Gundem
0

Yakın geleceğin seçmenleri olan “Z kuşağı” bir anda Türkiye’nin en çok konuştuğu konulardan biri haline geldi. Peki “dijital nesil” olarak bilinen bu kuşak kimleri kapsıyor ve bu gençler geleceğe nasıl bakıyor?

“Z kuşağı”… Bu tanım son günlerde çok fazla dillendiriliyor. Z kuşağı tarafından örgütlenen “dijital eylemlerin” Türkiye’de de görülmesi ve yapılan bir kamuoyu araştırmasının dikkat çekici sonuçları söz konusu kuşağa dahil gençleri Türkiye’nin de gündemine taşıdı.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) önce ertelenmesi, sonra belirlenen tarihe yaklaşık bir ay kala yeniden erkene alınması, sınava girecek olan gençleri kızdırdı. Ve Z Kuşağı tartışmaları da bu noktada devreye girdi.

Sınav tarihinin öne çekilmesinin pandemi nedeniyle büyük darbe alan turizmi canlandırma amacıyla atılan bir adım olduğu iddiaları gençlerin öfkesini daha da arttırdı.

Öyle ki gençlerin tepkisi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un sahibi olduğu turizm şirketi Etstur’un Google Play puanına yansıdı. Verdikleri düşük puanlarla uygulamada söz konusu şirketin 4,1 olan puanını 1,1’e düşürdükleri öne sürüldü.

Yine tepki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sınavdan bir gün önce YouTube’daki “Gençlerle Buluşma’’ canlı yayınına da yansıdı. Erdoğan’ın sınavın turizm gerekçesiyle erkene alındığını kesin bir dille reddetmesine karşın, yayına “#OyMoyYok” etiketli yorumlar yağdı. Yayının yorum kısmı kapatılması sonrası da “eylem,” Twitter’da devam etti.

Bu iki tepki eylemi, siyasilerin “taze oy potansiyeli” nedeniyle halihazırda gündemine aldığı “Z kuşağının” bir başka boyutu olan “dijital eylem gücünü” de tartışmaya açtı.

PEKİ KİMDİR BU Z KUŞAĞI?

Z kuşağı, 1990’ların son yarısından 2010’lara kadar doğmuş olan nesli tanımlamak için kullanılan bir kavram. Bu kuşağı, kendisinden önceki kuşaklardan ayırıcı özelliklerinin başında “dijital bir çağa doğan ilk nesil olmaları” geliyor.

Kuşaklara ilişkin bu genellemelere ve kategorizasyona katılmayanlar da var. İletişim uzmanı ve yazar Şeyda Taluk da onlardan biri. Taluk, içinde bulunduğumuz dijital çağa karşın, herkesin aynı olanaklara sahip olmadığına dikkat çekiyor:

“Dünya nüfusunun yarısından fazlasının akıllı telefonu yok. Dolayısıyla biz Z kuşağından söz ederken telefon ya da diğer iletişim araçlarına sahip olabilen gruplar için konuşuyoruz” diyor.

Taluk, söz konusu Z kuşağının “(sınıfsal) piramidin altında bulunan” mensuplarına da dikkat çekerek, çağdaşlarıyla aynı imkanlara sahip olmayan bu gençlerin geniş bir nüfusu oluşturdukları halde göz ardı edildiğini söylüyor.

Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi öğretim üyesi Nezih Onur Kuru ise jenerasyon tanımlarının genellikle Batı ülkelerinde toplumsal değişim olaylarına referansla belirlendiğine dikkat çekiyor.

Bu bağlamda Türkiye’nin küresel pek çok dönüm noktasından bu ülkelere benzer şekilde etkilendiğini belirten Kuru, “Bunun yanında darbeler, 1994, 2001 ve 2018 ekonomik krizleri, 1999 Marmara depremi, AKP’nin 2002’de tek başına iktidara gelmesi ve 2017’de başkanlık sistemine geçilmesi gibi ülkeye özgü büyük olayların da nesillerde kalıcı etki bıraktığını görüyoruz” diyor.

TÜRKİYE’NİN YENİ SEÇMEN KİTLESİ “Z KUŞAĞI”

Gezici Araştırma Merkezi tarafından 30 Mayıs – 1 Haziran 2020 tarihlerinde Türkiye genelinde 12 ilde yapılan ve Z kuşağını mercek altına alan araştırma, ses getirdi. Zira, araştırma gençlerin dünya görüşleri, dini inançları, işgücünde sahip olacakları pay ve oy eğilimleri açısından çarpıcı sonuçları ortaya koyuyor.

Araştırma sonuçlarını DW Türkçe’ye yorumlayan Gezici Araştırma Merkezi Başkanı Murat Gezici, 2023 seçimlerinde ana aktörün geleceğin seçmenleri, yani Z kuşağı olacağına ve seçimin kaderini belirleyeceklerine dikkat çekiyor.

Söz konusu gençlerin 2023 seçimlerinde toplam seçmenin yüzde 12’sini oluşturacağını söyleyen Gezici, bu seçmenin hassasiyet noktalarının başını “adalet ve liyakatin” çektiğini belirtti.

Bu gençleri “daha çevreci, daha merhametli, daha hassas, daha bilinci açık” olarak tanımlayan Gezici, Z kuşağının yüzde 55’inin ebeveynlerinin oy tercihlerini etkileme eğilimlerinin bulunduğunun da altını çizdi. Gezici Araştırma Merkezi Başkanı, gençlerin yüzde 87,5’inin ise anne – babalarının kendi oy tercihlerini etkileyemeyeceğini ifade ettiğini söyledi.

Gençlerin sosyal medya tercihlerine de dikkat çeken Gezici, yüzde 76 gibi ezici bir çoğunluğun tercihini Instagram’dan yaptığını, yüzde 28’inin YouTube kullanırken, Twitter kullanma oranının ise yüzde 37’ye düştüğünü belirtti.

“GELENEKSEL MEDYA DİLİYLE GENÇLERE ULAŞILAMIYOR”

Bu yeni seçmen kitlesinin oylarını kazanma yarışında mevcut tablo, ibrenin “geleneksellikten” yana olmadığını gösteriyor.

Gazeteci ve akademisyen Can Ertuna’ya göre bu gençlere, ulusa sesleniş tarzı “eski yöntemlerle” ulaşmak mümkün değil. “Arama motoru olarak YouTube’u kullanan ya da haberleri Instagram’dan takip eden bir genç kesimden bahsediyoruz” diyen Ertuna, her sosyal medya mecrasının ayrı bir dil gerektirdiğine de dikkat çekiyor.

Ertuna, Z kuşağına ulaşmak için, “Gençlere dokunan, onların sorunlarına hitap eden sağlam bir içerik, sorunlarını çözmeye dönük politika önerilerinin yanı sıra; sosyal medyadaki dili yakalamak, geleneksel medyanın dilini yeni medyaya taşımakta ısrarcı olmamak gerekiyor” diyor.

Akademisyen Nezih Onur Kuru ise, “Yaşlılara, muhafazakarlara ve taşraya hitap eden AKP ve MHP’nin genç yaşam tarzından uzak bir görüntü çizdiği” görüşünde. Kuru’ya göre, partilerin mevcut elitleri yaşlanırken, yeni elitler kitlelere seslenmekte zorlanıyor:

 “YKS protestolarıyla birlikte önemli bir eşik aşıldı. 2023 seçimleri de sayısı 13 milyonu bulan Z kuşağının tepkisinin konuşulmaya aday olduğu bir dönüm noktası niteliği taşıyor.”

“EN BÜYÜK ENDİŞEM DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN KISITLANMASI”

Peki çoğu ilk kez sandık başına gidecek olan ve “ülkenin geleceği” olarak nitelendirilen bu gençler kendi geleceklerine nasıl bakıyor?

19 yaşındaki Metalurji ve Malzeme Mühendisliği öğrencisi Selim (isim değiştirilmiştir), geleceğe dair en büyük endişesinin “düşünce özgürlüğünün kısıtlanması” olduğunu ifade ediyor. “Mecliste iki partinin çoğunluk olduğu için iyi ve kötü ayrımı yapmaksızın muhalefetin her dediğine hayır demesi ve Cumhurbaşkanının halka gözünü kapatmış olmasının da kendisini umutsuzluğa ittiğini” söylüyor.

Sabancı Üniversitesi Elektronik Mühendisliği’nden yeni mezun olan Barış Ülgen, kendisini tam anlamıyla temsil ettiğine inandığı bir parti bulunmasa da oy verecek olmasının gerekçesini, “Farklı fikirlerin çatışmasından yana hiçbir sorunum olmamasına karşın, fikirsiz insanların düşünmeden kavga etmesine karşıyım. O yüzden bu ortamdaki tali hasarı en aza indirgeyecek seçeneği seçmek zorunda hissediyorum kendimi” sözleriyle özetliyor.

Ülkenin geleceğine ilişkin ise karamsar. “Ülkemi çok seviyorum, ama hayatımda bir dönem yurt dışına gideceğimi kesinlikle düşünüyorum” diyor ve ekliyor, “Türkiye’nin gençlerin dışarıya beyin göçü isteğinin daha az olduğu bir ülke olmasını çok isterdim.”

“BİZ İYİMSER KALMAYA ÇALIŞMAZSAK BUNU BAŞKA KİMSE YAPAMAZ”

17 yaşındaki lise öğrencisi Simge Koraltan da belirsizlikten şikayetçi. “Ülkenin 2 yıl sonraki halini tahmin edemez olduk” diyen Simge, ”Okulum sayesinde yurt dışında okuma imkanım var, ama burda kalmak istiyorum. Maalesef ülkenin geleceğini tahmin edemediğimizden dolayı burda kalmam ne kadar mantıklı olur bilmiyorum. O yüzden şu an Türkiye’deki sınava mı çalışmam gerekiyor yoksa yurt dışına mı hazırlanmam gerekiyor bilmiyorum” diye konuşuyor.

Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik birinci sınıf öğrencisi olan Derin’e (isim değiştirilmiştir) göre de “iyimserlik bir hayal.” Gördüğü ve duyduğu şeylere şaşırmamaya başladığını anlatıyor. Yine de güzel şeylerin olacağına inancını diri tutmaya çalıştığını söylüyor ve ekliyor: “Ülkenin geleceği olarak bizler iyimser kalmaya çalışmazsak bunu başka kimse yapamaz zaten.”

Kaynak; https://www.dw.com/tr/

 

İki Bakan Seyahat Uyarısının Kaldırılması İçin Berlin'de
IŞİD Türkiye’de Yeniden Harekete Geçebilir Mi?

Bir Cevap Yazın